Sohbet Bir büyük aşkın öyküsü | HarikaFm.Net - Online Radyo Dinle Harika Fm
  • Orhan Cennet:

    müslüm gürses sigaraa herkze ıyı yayınlar

  • özgür:

    merhabalar

  • Hayalet:

    Burası cok guzel kernel abi ii ki varsın tskler hepınızı sevıorum

  • defne:

    bu bana gelsin işte gidiyorum bir şey demeden

  • YuŞa:

    Merhaba , istanbul’dan katılıyorum cok beğendim. ☺

  • Hayalet:

    kernel abi seni cok sevıyorum

  • songül kocatepe:

    bulunsun

  • Hayalet:

    slm bn halil lütfen engellı kardeslerımıze yardım edelım tskler

Mesaj gönderin!


Şu anda çalan: Radyo OnLıne...

mobilplayer
Bir büyük aşkın öyküsü

paylaş:

Arkadaşına Öner Yazdır
31.17.2017 tarihinde admin Tarafından Yazıldı.
216 views Okunma
0 yorum

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk defa. biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kez daha karşılaşabilmek için, daima aynı saatte, tıpkı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok fazla genç! Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz süre aldı ama sonunda başrdılar. ikisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında. sadece birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin diğer ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir zaman sonra… Okullarını bitirince derhal evlendiler. Mutluydular hem de çok fazla mutlu… bazan işsiz, bazan parasız kaldılar fakat öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir hekim ve meşhur bir mimar olduklarında da hep mutluydular. süre aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik azalma gösteren, banka hesabında para kalmadığı için yahut tam aksine o hesabı daha da kabarmış bir duruma getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki. Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü. Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı.

Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “tüm mutlulukların bizim olmasını beklemek,bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler. “Senin için ölürüm” derdi hanım, sımsıkı sarılıp adama ve adma “Hayır, ben senin için ölürüm” diye cevap verirdi hep… bazan eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü bayan, “Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak.” Kütüphanenin ikinci rafında diğer bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok aşırı sevdiğimi sakın okuya okuya koşturan hanım, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi süre en sevdiği çikolatalar, bazan süre da yüksek bedelli armağanlarla karşılaşırdı. Aldığı hediyenin ne olduğu mühim değildi zaten.

hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar çok olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına lakin kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. hanım da mimarlık bürosunu kapadı ve sırf özel projelerde görev aldı. bundan sonra daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap halde bir ev gördü hanım, üstünde “satılık” levhası asılı olan. “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim dahi. iri terası olan, martıları kahvaltıya çağrı edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı.” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika`daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı. Kaç nakit olursa olsun, burası bizimdir artık.” yalnızca bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri durumda, ayrılmaları zor oldu adam Amerika`ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları arasında kucaklaştılar havaalanında. lakin birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti bayan. Eskisi kadar mesut görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi bayan fakat hiç beklemediği bir cevapaldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut.” Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. bayan, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye lisan döktü boş yere. Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.

Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu bayan, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği. Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve tüm hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. meslek yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya geziyorlar “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı bayan. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı. Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının yalnızca masal olduğunu anladı. Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı derhal. bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın… Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, kimi ağlayarak, bazen onasımsıkı sarılıp bazan de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. inkar etmedi adam. zamanla duyguların değişebildiği, kişilerin orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı bu gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu fakat kadın, “defol” dedi nefretle.

ilk celsede boşandılar. uygar bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı hanım. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika`ya yerleştiğini öğrendi. kimi yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti. Her şeyin ilacı olduğu söylenen süre bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyleuyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi lakin sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, daima konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başlandı: “hiç bir şey göründüğü bu gibi değil aslında. çok fazla üzgünüm lakin o bir saat öncelikle öldü. Geçen yıl Amerika`daki kongre esnasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.

Buna dayanamayacağını, hep söylediğin benzeri onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. birlikte Amerika`ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. halbuki ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu lakin olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu hanım. derhal oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı sebep sonra us edebildi. itinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. ilk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu… Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin daima,doğru söylediğini bilirdim.” “lakin benim için ölmeni istemedim” “şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son kagitta sunlar yazılıydı:

“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. iri terasta martılarla kahvaltı ederken, ben her zaman seni izliyor olacağım….”

Resimler
Dj EspiNa
Dj – iSyan ile Damardan Kalbe Yolculuk
Dj -DeniZ iLe Sevda DeniZi
Dj – QBiCamTe
Dj- Şekerkız iLe aŞk notaLarı
Dj- Seyh iLe Her Telden
Dj- BetüL  ile Türkü  Tadında
Dj-DeLidoLu iLe EğLenceLi  SaatLer
Yorum

biyo

Genel

Çanakkale Savaşı (1915-1916)Çanakkale Savaşı (1915-1916)...

Çanakkale Savaşı, 1. Dünya Savaşı’nin ...

Ugur getirdigine inandiklarimizUgur getirdigine inandiklarimi...

Sizin yokmuydu uğur getirdiğine inandığınız…...

Limon ağacıLimon ağacı

Hiç Limon kokan bir bahar havasına uyandınız...

Hayatan anlam katan KADINDIR!Hayatan anlam katan KADINDIR!

Kadın dediğin; Öncelikle sadakat, güven bir...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için özeL DoodLe: En güzeL 29 Ekim mesajLarı burada..29 Ekim Cumhuriyet Bayramı içi...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı geldi çattı; miLyonLarca...

biyo

Albümler

ThorThor

Gösterime giriş tarihi: 29 Nisan 2011 (Türkiye)...

Örümcek Adam: Eve DönüşÖrümcek Adam: Eve Dönüş

Yenilmezler ile yaşadığı maceranın büyüsüne...

Transformers 5: Son ŞövalyeTransformers 5: Son Şövalye

Son Şövalye, Transformers bu sefer serinin özündeki...

Ruhlar EviRuhlar Evi

Genç bir Amerikalı çift olan Julie ve Jim, fotoğraf...

Arabalar – 3Arabalar – 3

Pixar’ın sevilen serisi Arabalar‘ın...

video

Fragmanlar

ThorThor

Gösterime giriş tarihi: 29 Nisan 2011 (Türkiye)...

Örümcek Adam: Eve DönüşÖrümcek Adam: Eve Dönüş

Yenilmezler ile yaşadığı maceranın büyüsüne...

Transformers 5: Son ŞövalyeTransformers 5: Son Şövalye

Son Şövalye, Transformers bu sefer serinin özündeki...

Ruhlar EviRuhlar Evi

Genç bir Amerikalı çift olan Julie ve Jim, fotoğraf...

Arabalar – 3Arabalar – 3

Pixar’ın sevilen serisi Arabalar‘ın...